Logo
Sağlık 04.08.2026 - 01:59

Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu ile İstanbul’da Ablasyon Uygulamaları Üzerine Söyleşi

Kalbin aniden hızlanması, düzensiz atması veya çarpıntı ataklarının günlük yaşamı etkilemesi, hastaların en sık kardiyolojiye başvurma nedenleri arasında yer alıyor. Ritim bozukluğunun türüne ve hastanın özelliklerine göre farklı yaklaşımlar değerlendirilebilirken kateter ablasyonu, belirli aritmilerde öne çıkan girişimsel uygulamalardan biri olarak biliniyor.

Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu ile İstanbul’da Ablasyon Uygulamaları Üzerine Söyleşi

Kalbin aniden hızlanması, düzensiz atması veya çarpıntı ataklarının günlük yaşamı etkilemesi, hastaların en sık kardiyolojiye başvurma nedenleri arasında yer alıyor. Ritim bozukluğunun türüne ve hastanın özelliklerine göre farklı yaklaşımlar değerlendirilebilirken kateter ablasyonu, belirli aritmilerde öne çıkan girişimsel uygulamalardan biri olarak biliniyor.

Girişimsel kardiyoloji, elektrofizyoloji ve kompleks koroner müdahaleler alanlarında çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu ile İstanbul’da ablasyon uygulamalarını, hastaların işlem öncesinde en çok merak ettiği konuları ve ritim bozukluklarında kişiye özel değerlendirmenin önemini konuştuk.

Ablasyon denildiğinde nasıl bir uygulamadan söz ediyoruz?

Ablasyon, kalpte ritim bozukluğuna neden olan elektriksel odağın veya anormal iletim yolunun belirlenerek etkisiz hâle getirilmesini amaçlayan girişimsel bir uygulamadır.

Kalbin kendine ait bir elektrik sistemi bulunuyor. Normal şartlarda elektriksel uyarılar belirli bir merkezden çıkar ve kalbin düzenli biçimde kasılmasını sağlar. Ancak bazı hastalarda kalbin farklı bir bölgesinden erken uyarılar çıkabilir veya elektriksel sinyal normal olmayan bir yol üzerinden dolaşabilir.

Bu durum kalbin aniden hızlanmasına, düzensiz atmasına veya hastanın çarpıntı atakları yaşamasına yol açabilir. Ablasyon sırasında amacımız, ritim bozukluğunun kaynağını veya devam etmesini sağlayan elektriksel devreyi belirlemektir.

Hastalar bazen ablasyonu açık kalp ameliyatı olarak düşünebiliyor. Oysa kateter ablasyonu genellikle kasık damarlarından ilerletilen ince kateterler aracılığıyla gerçekleştirilen kapalı bir işlemdir.

Ablasyon her çarpıntısı olan hastaya uygulanır mı?

Hayır. Her çarpıntı ablasyon gerektirmez.

Çarpıntı; stres, yoğun kafein tüketimi, uykusuzluk, kansızlık, tiroit hastalıkları veya bazı ilaçlar nedeniyle de ortaya çıkabilir. Hastanın çarpıntı hissetmesi, tek başına ablasyon kararı vermek için yeterli değildir.

Öncelikle kişinin yaşadığı şikâyet sırasında kalbin hangi ritimde çalıştığını belirlemeye çalışıyoruz. Standart EKG, Holter EKG, Patch EKG, akıllı saat kayıtları veya gerekli hastalarda implante edilebilir loop recorder gibi yöntemlerden yararlanılabilir.

Ritim bozukluğu kayıt altına alındıktan sonra aritminin türünü, ne sıklıkla tekrarlandığını, hastanın yaşam kalitesini ne ölçüde etkilediğini ve eşlik eden bir kalp hastalığı bulunup bulunmadığını değerlendiriyoruz.

Bazı hastalarda takip yeterli olabilir. Bazı hastalarda ilaç kullanımı gündeme gelebilir. Belirli aritmi türlerinde ise ablasyon uygun bir seçenek olarak değerlendirilebilir.

Hangi ritim bozukluklarında ablasyon gündeme gelebilir?

Ablasyon farklı ritim bozukluklarında uygulanabilir ancak her aritminin ablasyon yöntemi ve planlaması aynı değildir.

AVNRT, AVRT, WPW sendromu, atriyal flutter, atriyal taşikardi, atriyal fibrilasyon ve bazı ventriküler ritim bozukluklarında kateter ablasyonu değerlendirilebilir.

Örneğin AVNRT veya AVRT gibi ritim bozukluklarında kalp içinde elektriksel uyarının tekrar tekrar döndüğü belirli bir devre bulunabilir. Atriyal fibrilasyonda ise süreç daha farklı ve daha kapsamlıdır. Bu nedenle “ablasyon” kelimesi aynı olsa da her hastada yapılan işlem birbirinin aynısı değildir.

Ben hastalarımla görüşürken öncelikle ritim bozukluğunun adını ve nasıl oluştuğunu anlatmaya çalışıyorum. Çünkü hasta hangi aritmiye sahip olduğunu anladığında, ablasyonun neden önerildiğini de daha doğru değerlendirebiliyor.

Atriyal fibrilasyon ablasyonu diğer ablasyonlardan farklı mıdır?

Evet. Atriyal fibrilasyon ablasyonu, işlem planlaması ve takip süreci açısından bazı diğer ritim bozukluğu ablasyonlarından farklıdır.

Atriyal fibrilasyon, kalbin üst odacıklarının düzenli elektriksel aktivitesini kaybederek hızlı ve düzensiz çalışmasıdır. Bazı hastalarda belirgin çarpıntıya neden olurken bazı hastalarda nefes darlığı, halsizlik ve efor kapasitesinde azalma görülebilir.

Atriyal fibrilasyon ablasyonunda çoğunlukla ritim bozukluğunu başlatan elektriksel uyarıların sık görüldüğü pulmoner venler çevresinde elektriksel izolasyon oluşturulması amaçlanır.

Ancak her atriyal fibrilasyon hastasının yapısı ve hastalık geçmişi aynı değildir. Aritminin ne kadar süredir bulunduğu, ataklar hâlinde mi yoksa sürekli mi devam ettiği, kalbin yapısal durumu ve daha önce ablasyon yapılıp yapılmadığı işlem planını etkileyebilir.

Güncel uzman görüşleri, uygun hastalarda atriyal fibrilasyon ablasyonunu normal ritmin korunmasına ve aritmiyle ilişkili şikâyetlerin azaltılmasına yönelik önemli seçeneklerden biri olarak değerlendiriyor.

Hasta ablasyon sırasında ne yaşar?

Bu konu hastaların en fazla merak ettiği başlıklardan biridir. İşlem öncesinde hastaya uygulanacak anestezi veya sedasyon yöntemi, planlanan ablasyonun türüne ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir.

Kasık bölgesindeki toplardamarlar aracılığıyla kalbe ince kateterler ilerletilir. Bu kateterler sayesinde kalbin farklı bölgelerindeki elektriksel sinyaller kaydedilebilir.

Bazı durumlarda öncelikle elektrofizyolojik çalışma, yani EPS yapılır. Kalbin elektriksel sistemi incelenir ve ritim bozukluğunun kaynağı belirlenmeye çalışılır. Uygun görülürse aynı seansta ablasyon aşamasına geçilebilir.

Hastalar bazen kateterlerin kalbin içine ilerletilmesinin ağrılı olup olmadığını soruyor. İşlem bölgesi uyuşturulur ve hastanın konforu için gerekli ilaçlar uygulanır. Deneyim, uygulanacak işlemin kapsamına göre hastadan hastaya değişebilir.

Ablasyonda ritim bozukluğunun kaynağı nasıl bulunuyor?

Elektrofizyoloji alanının en önemli aşamalarından biri budur. Kalbin farklı bölgelerinden elektriksel kayıtlar alarak uyarının nereden başladığını ve hangi yolu izlediğini inceliyoruz.

Bazı ritim bozukluklarında işlem sırasında aritminin kontrollü biçimde başlatılması gerekebilir. Böylece ritim bozukluğunun mekanizması ve kalp içerisindeki ilerleme yolu daha net anlaşılabilir.

Günümüzde üç boyutlu haritalama sistemleri, kalbin elektriksel aktivitesini ayrıntılı şekilde görüntülememize yardımcı oluyor. Özellikle daha karmaşık ritim bozukluklarında bu haritalar işlem planlaması açısından önemli bilgiler sağlayabiliyor.

Burada amaç yalnızca hızlı atan bir bölge bulmak değildir. Ritim bozukluğunu başlatan veya devam ettiren elektriksel mekanizmanın doğru şekilde ortaya konulması gerekir.

Ablasyon sırasında kalbin tamamına mı müdahale ediliyor?

Hayır. Ablasyon, kalbin tamamına uygulanan bir işlem değildir.

Elektrofizyolojik inceleme sonucunda belirlenen sınırlı bölgeye veya elektriksel iletim yoluna müdahale edilir. Ritim bozukluğunun türüne göre bu alan tek bir küçük odak olabileceği gibi daha geniş bir elektriksel bölgenin çevresi de olabilir.

Kateter ucundan uygulanan enerjiyle hedef bölgede kontrollü bir etki oluşturulur. Böylece anormal elektriksel sinyalin çıkması veya iletilmesi engellenmeye çalışılır.

Ablasyonda kullanılacak enerji yöntemi, aritminin türüne, kalpteki hedef bölgeye ve planlanan işleme göre değişebilir. Isı enerjisinin kullanıldığı radyofrekans ablasyonu veya soğutma yöntemiyle uygulanan kriyoablasyon bunlar arasında yer alır.

Ablasyon işlemi ne kadar sürer?

İşlemin süresi ritim bozukluğunun türüne ve kalpte yapılacak elektriksel haritalamanın kapsamına göre değişebilir.

Bazı daha basit ritim bozukluklarında işlem daha kısa sürebilir. Atriyal fibrilasyon, daha önce ablasyon uygulanmış nüks vakalar veya kalbin karıncıklarından kaynaklanan karmaşık ritim bozukluklarında ise daha ayrıntılı bir haritalama gerekebilir.

Bu nedenle hastaya yalnızca “Ablasyon şu kadar dakika sürer” şeklinde genel bir süre vermek her zaman doğru olmaz.

Ben işlem öncesindeki görüşmede hastaya planlanan ablasyonun kapsamını, kullanılabilecek yöntemleri ve süreci olabildiğince anlaşılır biçimde anlatmaya önem veriyorum. Hastanın neyle karşılaşacağını bilmesi, işlem öncesindeki kaygıyı önemli ölçüde azaltabiliyor.

Ablasyonun başarı oranı her hastada aynı mıdır?

Hayır. Ablasyonun sonucu; ritim bozukluğunun türüne, hastanın kalp yapısına, aritminin süresine ve daha önce yapılan işlemlere göre değişebilir.

Bazı ritim bozukluklarında elektriksel odak veya iletim yolu oldukça net biçimde belirlenebilir. Atriyal fibrilasyon gibi daha karmaşık aritmilerde ise hastalığın ne kadar süredir devam ettiği ve kalpte oluşturduğu elektriksel değişiklikler önem taşır.

Bu nedenle farklı ritim bozukluklarının sonuçlarını tek bir oranla ifade etmek yanıltıcı olabilir.

Hastayla görüşürken yalnızca işlemin beklenen faydalarını değil, aritminin tekrar etme olasılığını ve bazı hastalarda yeniden değerlendirme gerekebileceğini de konuşmak gerekir.

Özellikle atriyal fibrilasyon ablasyonu sonrasında düzenli takip önemlidir. Hasta kendisini iyi hissetse bile kısa süreli veya belirti vermeyen ritim atakları yaşanabilir.

Ablasyonun riskleri var mıdır?

Her girişimsel işlemde olduğu gibi kateter ablasyonunun da bazı riskleri bulunabilir. Riskin düzeyi, yapılacak ablasyonun türüne, kalpteki hedef bölgeye, hastanın yaşına ve eşlik eden hastalıklarına göre değişebilir.

Damar giriş yerinde kanama veya morarma, kalp çevresinde sıvı birikmesi, damarlarla ilişkili sorunlar ve nadiren daha ciddi komplikasyonlar görülebilir. Atriyal fibrilasyon veya daha karmaşık ritim bozukluğu ablasyonlarında değerlendirilmesi gereken riskler farklılaşabilir.

Bu nedenle işlem öncesinde hastanın ayrıntılı şekilde bilgilendirilmesi gerekir. Ablasyon kararı, beklenen fayda ile olası riskler birlikte değerlendirilerek verilmelidir.

Hastanın kullandığı ilaçları, geçirdiği ameliyatları ve mevcut sağlık sorunlarını hekimiyle paylaşması da işlem planlaması açısından önemlidir.

Ablasyon sonrasında hastanede kalmak gerekir mi?

Hastanede kalış süresi, gerçekleştirilen işlemin kapsamına ve hastanın işlem sonrası durumuna göre belirlenir.

İşlem tamamlandıktan sonra kasık bölgesindeki damar giriş yerleri kontrol edilir. Hastanın belirli bir süre yatması ve takip edilmesi gerekebilir. Kalp ritmi, tansiyon ve genel durum izlenir.

Taburculuk sonrasında birkaç gün ağır kaldırmamak, yoğun egzersizden uzak durmak ve kasık bölgesini zorlayacak hareketlerden kaçınmak önerilebilir.

Hastanın günlük yaşamına ne zaman dönebileceği, yapılan işlemin türüne ve kişinin mesleğine göre değişebilir. Masa başında çalışan bir kişiyle yoğun fiziksel güç gerektiren bir işte çalışan kişinin dönüş planı aynı olmayabilir.

Ablasyon sonrasında çarpıntı hissedilmesi normal midir?

İşlemden sonraki erken dönemde bazı hastalar kısa süreli çarpıntılar veya düzensiz atımlar hissedebilir.

Bu durum her zaman ablasyonun başarısız olduğu anlamına gelmez. Özellikle atriyal fibrilasyon ablasyonu sonrasında kalp dokusunun iyileşme sürecinde geçici ritim değişiklikleri görülebilir.

Ancak çarpıntının uzun sürmesi, sık tekrarlaması veya bayılma, göğüs ağrısı ve belirgin nefes darlığı gibi belirtilerle birlikte görülmesi durumunda hekimle iletişime geçilmelidir.

Hastalara işlem sonrasında yaşadıkları çarpıntının başlangıç zamanını, süresini ve varsa akıllı saat kayıtlarını not etmelerini öneriyorum. Bu bilgiler kontrol sırasında oldukça faydalı olabilir.

Ablasyondan sonra ilaçlar hemen bırakılır mı?

Bu karar her hasta için ayrı verilmelidir. Ablasyonun yapılmış olması, kullanılan bütün ilaçların kendiliğinden bırakılabileceği anlamına gelmez.

Özellikle atriyal fibrilasyon hastalarında kan sulandırıcı ilaçların kullanımı yalnızca ritmin normale dönmesine göre değerlendirilmez. Hastanın yaşı, yüksek tansiyon, diyabet, kalp yetersizliği ve daha önce inme geçirip geçirmediği gibi faktörler dikkate alınır.

Ritim düzenleyici veya kalp hızını kontrol eden ilaçların ne kadar süre kullanılacağı da hastanın klinik durumuna göre belirlenir.

Hasta, ablasyon sonrasında hiçbir ilacı hekimine danışmadan bırakmamalı veya dozunu değiştirmemelidir.

Ritim bozukluğu ablasyondan sonra tekrar edebilir mi?

Evet, bazı hastalarda ritim bozukluğu yeniden görülebilir.

Tekrarlama olasılığı, aritminin türüne göre değişir. Bazı durumlarda ritim bozukluğunun kaynağı yeniden değerlendirilir. Daha önce işlem yapılan bölgelerde elektriksel iletimin tekrar oluşup oluşmadığı veya farklı bir aritmi mekanizmasının bulunup bulunmadığı araştırılabilir.

Özellikle nüks atriyal fibrilasyonda ikinci işlem planlanmadan önce önceki ablasyonun kapsamını, kalbin elektriksel yapısını ve hastanın risk faktörlerini ayrıntılı şekilde incelemek gerekir.

Tekrar ablasyon kararı otomatik olarak verilmez. Hastanın şikâyetleri, ritim kayıtları ve kalp yapısı yeniden değerlendirilir.

Ablasyon sonrasında düzenli takip neden önemlidir?

Ablasyon yalnızca işlem günüyle sınırlı bir süreç değildir. İşlem sonrası kontroller, ritmin değerlendirilmesi ve hastanın kullandığı ilaçların gözden geçirilmesi önem taşır.

Kontrollerde EKG çekilebilir, gerektiğinde Holter veya Patch EKG gibi uzun süreli kayıt yöntemleri kullanılabilir. Akıllı saat kayıtları da hastanın yaşadığı belirtilerle birlikte değerlendirilebilir.

Bazı hastalarda çarpıntı tamamen kaybolabilir. Bazı hastalarda ise belirti vermeyen kısa ritim atakları görülebilir. Bu nedenle yalnızca hastanın kendisini iyi hissetmesine dayanarak takip sürecini sonlandırmamak gerekir.

Ben ablasyon sürecini doğru tanı, dikkatli işlem planlaması ve düzenli takipten oluşan bir bütün olarak değerlendiriyorum.

İstanbul’da ablasyon araştıran hastalara ne söylemek istersiniz?

Öncelikle “Ablasyon oldum” diyen başka bir hastanın deneyimiyle kendi durumlarını doğrudan karşılaştırmamalarını öneriyorum. Çünkü ablasyon tek bir ritim bozukluğu için uygulanan standart bir işlem değildir.

Bir hastada birkaç dakika süren ani taşikardi atakları bulunabilirken başka bir hastada uzun süredir devam eden atriyal fibrilasyon olabilir. Her iki hastaya ablasyon önerilse bile yapılan işlem, kullanılan yöntem ve takip süreci birbirinden farklı olacaktır.

Hastanın şu soruların yanıtlarını öğrenmesi önemlidir:

Bende hangi ritim bozukluğu bulunuyor? Ablasyon neden öneriliyor? İşlemin alternatifi var mı? Ablasyon sonrasında nasıl bir takip yapılacak? Kullandığım ilaçlara devam edecek miyim?

Bu soruların açık ve anlaşılır biçimde yanıtlanması, hastanın sürece bilinçli şekilde katılmasını sağlar.

Benim için iyi bir elektrofizyolojik değerlendirmenin ilk adımı, hastayı dikkatle dinlemektir. Çarpıntının nasıl başladığı, ne kadar sürdüğü ve hangi belirtilerin eşlik ettiği bazen tanıya ulaşmamızdaki en önemli ipucu olabilir.

Ablasyonda amaç yalnızca kalbin hızlı atmasını durdurmak değildir. Ritim bozukluğunun mekanizmasını doğru belirlemek, hasta için uygun yaklaşımı seçmek ve uzun vadeli takip sürecini planlamaktır.

Van Akdamar Manzarası

Şehirden Canlı Veriler

Hava Durumu Canlı
Çekiliyor...
Namaz Vakti Diyanet
Çekiliyor...
Son Deprem Kandilli
Çekiliyor...
Sıradaki Haber Yükleniyor...

Size daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunabilmek için çerezler kullanıyoruz.

meritbet