"NATO dünya polisi değil"

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Suriye krizi, ABD'de yeni dönem, Rusya ile ilişkiler ve DAEŞ'le mücadele konusunda açıklamalarda bulundu.

Suriye'de beş buçuk yıl süren kanlı savaşın ardından Rusya ve Türkiye'nin arabuluculuğuyla sağlanan ateşkes, yeni yılda ülkede nihayet barış sağlanması umutlarını canlandırdı. ABD başta olmak üzere Batı ise 2016'da da Suriye'deki gelişmelere seyirci kalmakla eleştiriliyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Alman haber ajansı dpa'ya verdiği mülakatta NATO'nun içinde bulunduğu ikileme dikkat çekerek, NATO'nun dünya polisi olmadığını, BM tarafından yetkilendirilmeden harekete geçemeyeceğini ve Rusya'yı bir tehdit olarak görmediklerini söyledi. İşte Stoltenberg'in dpa'nın sorularına yanıtları...


NATO, kendini 'barış ve güvenlik alanında öncü bir güç' olarak tanımlayan, dünyanın en güçlü askeri ittifakı. Peki nasıl oldu da ittifak 2016'da Suriye'de savaşın yeniden tırmanışına seyirci kaldı?
Stoltenberg: Biliyoruz ki, askeri güç çok güçlü bir araç. Ancak yine biliyoruz ki askeri güç her zaman sorunları çözmüyor. Bazen askeri güç kullanımı korkunç bir durumu daha da kötüleştirebilir. NATO müttefikleri Suriye'deki durumu analiz etti ve askeri güç kullanmanın durumu daha da kötüleştirebileceği sonucuna vardı. Askeri güç kullanımı zor bir karar, ancak kullanmamaya karar vermek de bazen zor olabiliyor.


NATO daha önce, örneğin Bosna Hersek ve Libya'da devlet tarafından organize edilen cinayetleri sona erdirmek için harekete geçmişti...


Stoltenberg: Evet, ancak bu BM kararına dayanıyordu. Ancak Suriye konusunda BM'nin nasıl bloke olduğunu, Güvenlik Konseyi'nin nasıl karar alamaz durumda olduğunu gördük. Dolayısıyla bu durum uluslararası toplumun tepki gösterme yetisini zayıflattı.


NATO bunu nasıl kabul edebiliyor?


Stoltenberg: NATO müttefiklerinin, BM tarafından açık bir yetkilendirme olmadan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın rejimine karşı askeri güç kullanması, Halep ve Suriye'deki krizi daha da kötüleştirme riski taşıyor. Bu Suriye'deki zaten korkunç durumda olan insani durumu çok daha kötü hale getirebilir ve daha geniş bir alana yayılan bölgesel bir soruna neden olabilir.


NATO harekete geçmeyerek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e NATO toprakları dışında istediğini yapabileceği konusunda net bir sinyal göndermiş olmuyor mu? En azından silah ambargosu ve uçuşa yasak bölge uygulamaya sokulamaz mı?


Stoltenberg: NATO'nun ana görevi NATO müttefiklerini ve müttefiklerin topraklarını korumaktır. NATO bir dünya polisi değildir...Eğer her zaman askeri güç kullanma yönünde karar verirsek, çok daha fazla soruna yol açarız ve daha fazla insan bunun neticesinde acı çeker.
Siz ve diğer yetkililer Rusya'nın NATO ülkelerine yönelik acil bir tehdit oluşturmadığını birkaç kez dile getirmiştiniz. Ama aynı zamanda NATO Ukrayna krizi nedeniyle Soğuk Savaş'tan bu yana yaşanan en büyük takviye operasyonunu başlattı. İttifak doğu kanadına dört çokuluslu taburu 2017'den itibaren konuşlandıracak. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier gibi savaş kışkırtıcılığı uyarısında bulunanlar da var. Bu konuda ne diyeceksiniz?
Stoltenberg: NATO'nun Baltık ülkelerine birlikleri konumlandırmasının nedenini hatırlamalıyız. Bu barışı korumak ve Rusya'nın askeri gücünü arttırdığını ve komşusu Ukrayna'ya karşı kullanmak konusunda isteğini gördüğümüz bir ortamda barışın devamını sağlamak içindir. Ancak biz ölçülü, orantılı ve savunma amaçlı karşılık veriyoruz. Amaç sorun çıkarmak değil, sorun çıkmasını önlemek. Bu nedenle Rusya'nın on binlerce askerine karşılık biz üç Baltık ülkesi ve Polonya'da birkaç bin asker konuşlandırıyoruz. Bu sınırlı bir mevcudiyettir ancak birbirimizi korumak için orada olduğumuz konusunda net bir mesaj veriyor.


Donald Trump'ın ABD Başkanı seçilmesinden bu yana siz ve diğer yetkililer, bunun ittifaka pek bir etki yapmayacağı mesajı vermeye özen gösteriyorsunuz. Gerçekten görevi devralacak başkan ve dışişleri bakanının Rusya yanlısı duruşu bir politika değişikliğine yol açmaz mı sizce?


Stoltenberg: Ben Donald Trump ile görüştüm. Birkaç hafta önce bir telefon görüşmesi yaptık. NATO'ya, Transatlantik bağlara, Kuzey Amerika ve Avrupa arasındaki işbirliğine bağlılığını güçlü bir şekilde ifade etti. Daha aralık ayında Amerikan Kongresi ABD'nin Avrupa'daki mevcudiyeti için gereken bütçeyi dört katına çıkardı. Ben ABD'nin üzerine düşeni yapacağından ve Avrupa'daki mevcudiyetini sürdüreceğinden ve Atlantik ötesi ortaklıklara bağlı kalacağından eminim. Ancak aynı zamanda Ruslar ile konuşmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Diyalog tansiyonun yükseldiği zamanlarda yani şimdi her zamankinden daha önemli. Rusya ile daha yapıcı bir ortaklık ve ilişki için oturup konuşmamız ve tırmanan gerilimleri azaltmamız gerekiyor.


2017'ye bakarsak, NATO için en büyük güvenlik tehdidi yeni yılda hangisi olacak: Rusya mı, uluslararası terörizm mi?
Stoltenberg: Bu çok farklı bir mücadele. Rusya bir devlet, komşumuz ve hiçbir NATO ülkesine karşı acil bir tehdit oluşturmuyor. Rusya ile daha yapıcı bir ilişki için çabalıyoruz. Rusya bir yere gitmiyor. Gerilimi azaltmaya çalışıyoruz ve diyalog için çabalıyoruz. DAEŞ ise tamamen farklı. Onlar kriminal bir örgüt, NATO başkentlerine düzenlenen terörist saldırılardan sorumlu bir örgüt. Berlin'deki terör saldırısı, acı çektirmek için tüm araçları kullanmaya hazır olanların saldırılarına karşı kendimizi yüzde yüz savunamayacağımız, açık ve liberal toplumlarda yaşadığımızı bir kez daha vahşi bir şekilde hatırlattı. Bu, yaşamımıza eşlik eden bir risk ve 2017'de de bununla beraber yaşamaya devam edeceğiz. Amaç DAEŞ'i ezmek ve yok etmek.

Kaynak:DW TÜRKÇE

YORUM YAZ
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X