Cumhurbaşkanı Erdoğan: Darbeyi eniştemden öğrendim

Canlı yayında Al Jazeera'nin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz akşamı darbe haberini eniştesinden aldığını söyledi. Erdoğan, "Tabii burada bir istihbarat zaafı olduğu ne yazık ki ortada. Çünkü güçlü bir istihbarat maalesef olsaydı böyle bir imkân bu Fethullahçı terör örgütüne doğmazdı" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Darbeyi eniştemden öğrendim

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Al Jazeera yayınında soruları yanıtladı: 

Geçen Cuma yaşananlarla başlamak istiyorum. Cuma günüyle ilgili birbiriyle çelişen bilgiler var. Ne zaman ve nasıl öğrendiniz? Birkaç dakikayla bir suikasttan nasıl kurtuldunuz? Bize o gece tam olarak ne olduğunu tüm detaylarıyla anlatabilir misiniz?

15 Temmuz Cuma akşamı saat 20 sıralarında, üç, dört günlük tatil için gitmiş olduğumuz Marmaris’te bu haber bize geliyor. Tabii haber geldikten sonra bizler de arkadaşlarımıza ulaşmaya çalışıyoruz. Arkadaşlarımıza ulaşma gayretlerimiz tabii çoğu zaman boşa çıktı. Sonunda ulaştık ve ulaştıktan sonra da kendileriyle görüşmeyi yaptıktan hemen sonra orada bir basın açıklaması yapalım dedik. Yaptığımız basın açıklamasından da öncelikle endişeye kapılmamalarını ve halkımızın bu noktada alanlara hareket etmesinin çok isabetli olacağını; çünkü demokratik parlamenter sistem içerisinde halkın yüzde 52 oyuyla seçilmiş bir cumhurbaşkanı, yüzde 50 oyuyla iş başında olan bir hükümetin olduğu bir ülkede böyle bir darbe girişiminde bulunanlara en güzel cevabı kendi iradesine ipotek koymak isteyenlere halkın verebileceğini söyledik.

Gerçekten bu açıklamadan sonra halkımın sokaklara döküldüğünü, meydanlara akın ettiğini takip ettim. Ve o anda da dört tane televizyonla görüşmeler yapmak suretiyle halka bunu duyurmanın gayreti içerisinde oldum.

Halkın tepkisine gelmeden önce, herkesin merak ettiği başka bir soruyu sormak istiyorum. Size darbeyi kim söyledi? Çünkü bugün AK Parti’den bir milletvekili size haberi MİT’in vermediğini; ancak MİT’in bunu dört saat önce saat 16’da öğrendiğini söyledi. Bunu size kim haber verdi ve İstanbul’a nasıl ulaştınız?

Bunları daha sonradan tabii öğrendik ama ilk haberi aslında eniştemden aldım. Eniştem haber verdi fakat tabii eniştemin verdiği bu habere doğrusu ben önce inanmadım. Fakat daha sonra gelişmeler bunu doğruladı ve doğruladıktan sonra zaten ben de MİT Müsteşarıyla bu görüşmeyi sağladım. Ondan sonraki süreçte de zaten işi bizler, Enerji Bakanımızla birlikteydik, orada şekillendirmeye başladık. Adımı da ona göre attık. Attığımız adımla da hemen ailemle birlikte helikopterle süratle Dalaman’a geçtik. Dalaman’dan sonra da İstanbul’a oradan uçakla hareket ettik.

İstanbul’a geldiğimizde de tabii orada bazı sıkıntılı anlar yaşadık. Orada sıkıntılı anlar farklı bir şekilde gerçekleşti. Oradaki özellikle F16’ların alçak uçuşları ve ses hızından fazla bir hız yapmak suretiyle oradaki toplanmış on binlerce insana korku verme gayretleri içerisinde… Orada yetkili arkadaşlarımla konuştuk. Değerlendirmemizi yaptık ve ondan sonraki sürece yönelik bir adım attık. Ondan sonraki gelişmeler kontrolümüz altında gelişti. 12 saat içerisinde işi kontrolümüz altına aldık.

Bu gelişmelerle birlikte de bizler bir şeye çok dikkat ettik. Daha önce Gezi olayları vesaire bunlarla da edinilmiş tecrübelerimizi burada değerlendirdik. Bu değerlendirmenin neticesinde sağ olsun önce 1. Ordu Komutanımızın yaptığı açıklama, Ankara’dan başsavcının yaptığı açıklama, ardından diğer başsavcılarımızın açıklamaları süreci kontrol altına almaya çok çok yardımcı oldu, faydalı oldu.

Bu olayların devamında, sadece halkın tepkisi değil, siz de hükümetinizle birlikte harekete geçtiniz. On binden fazla insan tutuklandı. Bunun ordunun yaptığı bir darbe değil, ordunun içindeki bir kısım askerin demokrasiyi saf dışı bırakmak üzere yaptığı bir darbe girişimi olduğu sonucuna vardınız. On bin kişi hiç de az bir sayı değil.

Askeriyenin içinde ne kadar bir grup olduğu meselesinin sayısal olarak belli olması mümkün değil. Ancak bir azınlık olduğu belli. Bu azınlık tabii FETÖ terör örgütü dediğimiz örgüt. Bu azınlığın çoğunluğa tahakkümü olayı idi. Azınlığın çoğunluğa tahakkümü olayını biz o akşam attığımız adımlarla engelleme imkânını yakaladık ve bir an önce de kontrol ederek işi bitirdik.

Bu kadar iyi planlanmış bir girişim, sadece ordudan değil hukuk sistemi içerisindeki bazı yetkilileri de barındıran böyle bir girişim, istihbarat servisiniz farkında olmadan, engelleyemeden nasıl yapılabildi?

Tabii burada bir istihbarat zaafı olduğu ne yazık ki ortada. Çünkü güçlü bir istihbarat maalesef olsaydı böyle bir imkân bu Fethullahçı terör örgütüne doğmazdı. Tabii dünyada istihbarat örgütlerinin zaafları yoktur diye bir şey yok. En güçlü istihbarat örgütünün dahi zaafları vardır. Bunu biliyorsunuz Amerika’da da gördük, Rusya’da da, Avrupa’da Belçika’da, Fransa’da her yerde görüyoruz.

Bunu minimize etmek çok önemli. Onun için de istihbarat örgütünüzün çok daha güçlü olması; zaaf noktaları nerelerdedir bunları gidermek ve buna göre de adımı atmak gerekir. Ama ben şunu görüyorum; istihbaratta teknolojiden öte insani istihbaratın çok daha önemli olduğunu görüyorum. Dolayısıyla insani istihbarat olarak çok daha güçlü adımlar atmak lazım.

O günkü olaylara gelince… Fethullahçı terör örgütünün de burada her türlü yapılanmaya rağmen, attıkları her türlü adıma rağmen, ben şu anda bu darbe girişiminin bastırılmasının bir son olduğunu kabul etmiyorum. Bundan sonraki süreçte onların da kendilerine göre farklı planları olabilir. Ama onların ne kadar kendilerine göre farklı planları olursa olsun şunu bir defa bilmek lazım; devlet milletiyle el ele olduğu sürece bunlara yol vermez. Şu anda da millet devletine sahip çıkmıştır. Millet devletine sahip çıktığı için zaten tanlar netice alamamıştır. Tankların karşısında milletimizin duruşu çok çok önemliydi, milletimiz bunu başardı.

Eğer bu darbenin geleceğini görmediyseniz, bu kadar hızlı bir şekilde on binlerce kişiyi nasıl bulabildiniz? Nasıl bir kanıtınız var, yoksa sadece sorguluyor musunuz? Bu kadar hızlı hareket etmenizi ne sağladı

Geçmişe yönelik elimizde birçok şüpheler, şüpheliler var. Ama yasalar birçok şeyi engelliyor. Yasalar birçok şeyi engelleyince bu darbe girişiminin içerisinde bunların aktif rol oynadığını görmek ve bütün ilgili kurumların da hemen bu kişilerle ilgili… Nerelerle bu kişilerin bağlantıları var, bu bağlantılar belliydi zaten. Bu bağlantılar belli olduğu için de hemen yargı geceli gündüzlü çalıştı. Bunlar yargı tarafından da biliniyordu. İstihbaratın elinde bunlara yönelik bilgiler vardı. Şimdi istihbarat o bilgileri dokümante ederek hemen öne sürdü. Şu anda yargı gözaltına almış olduğu insanlar vasıtasıyla, yaptığı sorgulamalarda emniyet bazı bilgileri elde ediyor. Emniyet istihbarat, şu anda Milli İstihbarat, hepsi çok daha yoğun bir çalışmayla bu adımları atıyor.

İnsani istihbaratla da şu anda çok ciddi dokümanlar elde etmeye başladı. O bilgiler de şu anda akıyor. Şu an itibarıyla 9004 gözaltı var. Şu anda 1933 tutuklu var.

Bu gözaltı ve tutuklularla birlikte şu anda bitti mi bu iş? Hayır bitmedi. Ben inanıyorum ki bu gözaltı ve tutuklular süreç içerisinde daha birçok isimleri verecek. Bu görünen bir gerçek. Demokratik hukuk devleti içerisinde, yasalar çerçevesinde yargı çalışmalarını sürdürüyor. Şimdi itirafçılar çıkmaya başladı. İtirafçılar itiraflarını yapmak suretiyle de birçok isimleri veriyorlar ki bunların Pensilvanya’daki terör örgütünün başıyla bağlantıları da çok daha açık net ortaya çıkmaya başladı.

Fransa, ABD gibi müttefiklerinizde hükümetten ya da medyadan size çok eleştiri geliyor. Aslında darbeye karşı olmakla birlikte, sizin de demokratik olmadığınızı söylüyorlar. Buna cevabınız nedir? Özellikle Fransız Dışişleri Bakanı’nın sözlerinden sonra…

Fransa’nın dışişleri bakanının ben ne söylediğini bilmiyorum. Ancak benim söyleyeceğim tek şey var. Şurada kısa bir süre içerisinde Fransa’daki terör eylemleri karşısında Fransa’nın aldığı tavırları bir kenara koymak mümkün mü? Orada toplu tutuklamalar, toplu gözaltılar yapmadılar mı? Hepsinden öte orada da üç ay önce bir OHAL ilan edildi, ardından bir üç ay, ardından bir üç ay daha ilan ettiler. Niye? Ülkenin huzuru için…

Bir defa darbeye teşebbüs bir suç mudur değil midir? Suçtur. Darbeye teşebbüs suç olduğuna göre bunun faillerini yakalamak kimin görevidir? Devletin görevidir. Devlet yakalar, kime teslim eder? Yargıya teslim eder. Hukuk devleti içerisinde yargı suçlu bulduklarına gereğini yapar.

Önce Fransa Dışişleri Bakanı şahsımla alakalı böyle bir değerlendirme yaptıysa çok büyük yanlış yapmış. O önce işine baksın. Şahsımla alakalı böyle bir açıklamayı yapma yetkisine sahip değil. Demokrasi dersi almak istiyorsa gelsin o dersi de bizden alsın. Onlar kendi ülkelerindeki Roman vatandaşları Fransa’dan ihraç ederken insan hakları noktasında ne denli sağlıklı düşündüklerini ortaya koymuşlardır. Ama Türkiye bu ülkede üç milyon Suriyeli ve Iraklıyı misafir eden bir ülke konumundadır. Bize kimse ders vermesin. Biz şu anda sadece darbeye kimler karışmışsa darbeye karışanları alıyoruz ve bunlarla ilgili olarak da devlet şu anda yapması gereken görevi yerine getiriyor. 

Türkiye’deki politik toplumun son yıllarda bölünmüş olduğu bir sır değil. Muhtemelen uzun zamandır olmadığı kadar kutuplaşma var. Ama tankları sokaklarda gördüğümüz zaman öngörülemeyen bir birlik gördük. CHP, MHP, muhalefet partilerinin liderleri, STK’lar herkes darbeye karşı bir araya geldi. Bu fırsatı değerlendirecek misiniz?

Bizler işbirliğinden uzak bir hareket değiliz. Bizlere hakaret edenler kendilerinde bu hakaret hakkını buluyorlar. Müsaade etsinler de bize o hakaret edenler kendilerini eleştirdiğimiz zaman bizim de eleştiri hakkımıza saygı duysunlar. Biz kimseye hakaret etmedik. Ve biz her şeyi hukuk içerisinde yürütmenin gayreti içerisindeyiz. Şu anda 246 tane masum insan öldü. Bunların içerisinde tankların altında ezilerek ölenler var. 1500 yaralı var.

Bütün bu olanlar karşısında bu insanlar nasıl oluyor da hâlâ Erdoğan diktatördür, Erdoğan demokrat değildir gibi ifadeleri yapabiliyorlar.

Muhalefete ve meclise darbeye karşı durduğu için teşekkür ettiniz. Yakın zamanda muhalefet liderleri ve sizi birlikte, ortak bir toplantıda görebilir miyiz?

Orada bir mani yok her zaman yaparız. Bakın Başbakanımız yaptı. Aynı şekilde bu çağrıları, bu toplantıları biz de yaparız. Çünkü bu ülkemizin milletimizin ortak bir sorunudur. Bunlardan kaçmak diye bir şey söz konusu değildir. Kaldı ki ben milletin cumhurbaşkanıyım, hepsiyle bir araya gelmek de benim için bir şereftir. Orada bir sıkıntı yok.

Dün çok ilginç bir şey duyduk. Rus jetinin düşürülmesinden sorumlu iki pilot bu darbe girişimiyle ilgili oldukları gerekçesiyle tutuklandı. Bu, Rus jetini düşürürken doğrudan emir almadan hareket ettikleri anlamına mı geliyor?

Herhalde yargı bunlarla ilgili yine böyle bir şeyi bulmuş olacak ki onları da gözaltına aldı ve onlarla ilgili de böyle bir süreci başlatmış oldu.

Eğer ABD, Gülen’in iadesi talebini kabul etmezse, bu Türk-Amerika ilişkilerinde ne anlama gelir?

Bunları oralara kaydırmak bana göre çok örtüşen şeyler değil. Buralarda çok hassas olmak gerekir. Devletlerarası ilişkiler hassas olmaz, hissî olmaz. Devletlerarası ilişkilerde akıl, mantık hepsini konuşturmak lâzım. Eğer bunlar bir kenara konulursa çok ciddi yanlış olur. Dolayısıyla biz Amerika’ya bütün bu belgeleri delilleri hepsini bakanlarımız vasıtasıyla ulaştırıyoruz, ulaştıracağız. Bunun neticesinde de Amerika’nın yetkili makamları, mahkeme kararını verecektir.

Biz iki stratejik ortağız, model ülkeyiz. Model ülke olarak dayanışmamızı sürdürmemiz lâzım. Bu dayanışmamızın bizim günlük olmaması lâzım. Geçmişe dayalı çok ciddi ortak yanlarımız var. İnanıyorum ki bu süreç içerisinde de süratle gereken adımı Amerika da atacaktır.

Rus jetini düşüren iki pilotla ilgili konuşmuştuk. Onunla ilgili bir devam sorusu sormak istiyorum. O olaydan hemen sonra dönemin Başbakanı Davutoğlu ile bir röportaj yapmıştım. Bana, emirlerin bu olaya özel olarak verilmediğini, hava sahasını tehdit eden her uçağın vurulacağıyla ilgili genel bir emir olduğunu söylemişti. Öyleyse, şimdi neden tutuklular? Emir komuta zincirini mi deldiler, fazla hızlı mı hareket ettiler, bu olay için neden tutuklandılar?

Şu anda hava sahasına girişleriyle ilgili olarak orada bir sıkıntı yok. Yani hava sahası ihlâli o zaman oldu. Ve bu hava sahası ihlâlinde de zaten uyarılar kendilerine yapıldığı halde, uyarılara rağmen geçişler oldu. Şu anda bu sorgulamalar yapılırken onunla bağlantılı mı değil mi bilmiyoruz. Yakın zaman içerisinde meydana çıkar. Belki bununla hiç bağlantısı yok ama Pensilvanya’yla bağlantısı çıkabilir bu kişilerin. Bunları tabii yargı sorguladıkça hepsi ortaya çıkacak. Bunun özellikle Rus uçaklarıyla bağlantılı olduğuna dair bir şey şu anda bizim elimizde yok.
Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; bu kişiler darbe girişiminde bulunduklarına göre kendi askerine, kendi milletine, kendi vatandaşına, TBMM’yi bombalayacak kadar ileri gidenler, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni bombalayacak şekilde, aynı şekilde Başbakanlığa, bütün bunları yapacak şekilde her şey beklenir.

Düşünün tankla, kendi vatandaşının üzerine gitmek suretiyle tankın altında ezilenler var. Tanklarla araçları altına alıp geçenler var. Bunları yapanlardan her şey beklenebilir. Sonunda helikopterle Türkiye’den Yunanistan’a kaçıyor. Bunların çok garip bir yaklaşımları var.

Bunların din anlayışı da çok farklı. Pensilvanya’daki zatla ilgili yaklaşımları nedir biliyor musunuz? O bize şah damarından daha yakındır. Bu bir defa bizim dinimize göre küfürdür, şirktir. Çünkü bize şah damarından daha yakın olan sadece Allah’tır. Bunların böyle bir sapık din anlayışı var. Şimdi bunların hepsi dökülüyor. Çok daha dökülecek ben buna inanıyorum.

Şimdi biz hukuk çerçevesinde yapılması gereken neyse bunların yapılmasını istiyoruz. Biz demokratik parlamenter sistemden de asla bu konuda taviz vermiyoruz, asla da vermeyeceğiz. Ama milletimizin huzuru için, bu ülkenin birliği beraberliği içinde yapılması gereken neyse onu da yapacağız.

John Kerry, bu tutuklamaların devam etmesi ve bu şekilde ilerlenmesi halinde Türkiye’nin NATO üyeliğinin tehlikeye girebileceğini ima etti. Bir de idam cezasının geri getirilmesi söz konusu. Bu da Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne olası üyeliğini tehlikeye atıyor. Kerry’nin sözlerine yanıtınız nedir? AB üyeliğini idam cezasını geri getirmek için feda eder misiniz?

Bir defa Kerry bu ifadelerin hepsini yalanladı. Türkiye’deki büyükelçilik bunları yalanladı. Böyle bir şey söylemediklerini ifade ettiler. NATO ise zaten bu konuda bizim yanımızda olduğunu, Sayın Genel Sekreter Stoltenberg çok açık ve net açıkladı. Sayın Obama’yla da bunları görüştük. Darbe girişimine karşı sizin yanınızdayız dedi. Demokratik mücadelenizi destekliyoruz dedi. Bunların hepsi uydurmadır, bu uydurmalara da ekranları başında bizi izleyenler inanmasın. Gerek Doha’dan bu iş takip edenler, gerek İngiliz yayınlarını takip edenleri gerek Türkçe yayını takip edenler kesinlikle buna inanmasın. Böyle bir şey söz konusu değil.

İdam cezası için AB’ye hiç girememe bedeliniz ödemeye razı mısınız?

Karar merci olarak burada bir tek ben değilim. Şu anda milletin böyle bir talebi var. Millet meydanlarda idam, idam, idam diyor. Bunun kararını verecek olan yer neresidir? TBMM’dir. TBMM eğer böyle bir kararı verirse iktidara düşen bununla ilgili bütün yasal düzenlemeleri yapmak suretiyle bu adımı atmaktır. Parlamento böyle bir kararı alırsa benim zaten yetkilerim bellidir. Ben bu yetkiler çerçevesinde böyle bir kararı onarım.

Fakat burada bir şeyi söylememiz lazım Dünya sadece AB değil. 27, 28 ülke var AB’de. Amerika’da idam var mı, Rusya’da, Çin’de var mı? Bunun dışında birçok dünya ülkelerinde var mı? Türkiye’de böyle bir şey tartışılmaya başlanınca niye birileri rahatsız oluyor? 53 yıldır biz AB kapısında bekletiliyoruz. Bizden sonra kimler geldi, kimler geçti. Karar bana göre milletindir. Demokrasiye inanmış olan tüm ülkeler, milletin verdiği karar saygı duymalıdır.

Özellikle Ortadoğu’da Mısır, Suriye ve hatta Birleşik Arap Emirlikleri’nde ertesi gün gazetelerde bunu başarılı bir darbe olarak gösterdiklerini gördük. Sizin de Almanya’ya gittiğiniz yazıyordu. Buna yanıtınız ne olur?

Ben Cuma gününden bu yana hiçbir zaman ülkemden ayrılmadım. Almanya’ya filan gitmedim, böyle bir şey söz konusu değil. Bunlar sadece spekülasyon ve sadece uydurma haberlerle Erdoğan’ı kendilerine göre zor durumda bırakacaklarını zannediyorlar.

Şunu görmemiz lâzım; Sisi aynen bunlar gibi darbecidir. Sisi, halkın oylarıyla seçilmiş olan Mursi’yi silah gücüyle indirmiştir. Düşünebiliyor musunuz? Mursi’nin Savunma Bakanı’ydı, Genelkurmay Başkanı’ydı. Şimdi biz Sisi’nin bu davranışlarına saygı duyabilir miyiz? Binlerce insanı öldüren böyle bir insana saygı duyabilir miyiz? Onun demokrasiyle uzaktan yakından alakası yok. Demokrat bir yanı da söz konusu değil.

Bir diğeri Suriye. Suriye’de Esed bir katildir. Şu ana kadar 600 bin insanı Suriye’de öldürmüştür. Hâlâ da öldürmeye devam ediyor. Eğer dünyada demokrasiye inanmış insanlar bunların bu yaklaşımlarını değerlendirip kale alıyorlarsa ben bunu o ülkenin halklarına bırakıyorum. Şu anda Suriye demokrasiye hasret içerisinde, iradesiyle iş başına getireceği zamanı bekliyor.

Aynı şekilde Mısır onu bekliyor. Ama silahların gölgesinde değil. Türkiye’de ise bu işlerin tam tersi. Halkın oylarıyla, yüzde 52 oyla iş başına gelmiş olan bir Erdoğan’a karşı Fethullahçı terör örgütü bir eylem yapıyor. Kimin bunların yanında olacağı bellidir.

Sizce başka ülkelerin bu darbe girişiminde parmağı olabilir mi?

Olabilir tabii. Şimdi Fethullahçı terör örgütünün de bir üst aklı var. Günü gelecek o da meydana çıkacak, biraz sabırlı olalım. Ve zaten bu üst akıllarla bunlar adım atıyorlar. Şu anda darbeyi yapanlar üst aklın onlara verdiği talimatla yaptılar.

Ama fazla uzun sürmez, yargı şu görevini yaparken bunların hepsi ortaya çıkacak. İfadeler alınıyor, çok ilginç şeyler de söyleniyor. Şimdi bu ifadeler yayınlanmaya başladı. Mesela bir tanesi özellikle Fethullahçı terör örgütünün başının Pensilvanya’daki zat olduğuna dair açıklamalarını yapıyor. ‘Ben hiç görüşmedim ama’ diyor ‘her şey oradan yönetiliyor.’ Bunlar söylenmeye başladı. İfadeler arka arkaya gelecek, bunları da göreceğiz. Biraz sabretmemiz lâzım.

Bu darbe girişimiyle ilgili özel olan şey sadece halkın darbeye karşı birlik olması değil, sizin de buna karşı direnirken sosyal medyayı kullanmanızdı. Sizi stüdyoda facetime’dan canlı bağlanırken izledim. Sizi eleştirenler yeni medyaya saldırdığınız halde o gece kullandığını vurguluyor. Basına ve yeni medyaya baskı yapmakla eleştiriyorlar sizi.

Jamal Bey bildiğim kadarıyla Türkiye’deki medyanın ne kadar özgür olduğunu veya olmadığını sizin bilmeniz lâzım. Al Jazeera’nin çünkü burada yayın yapan bir yapısı var. Ve ben bugüne kadar medyanın karşısına hiçbir zaman dikilmedim. Benim şahsıma, aileme çok hakaretler edildi. Yayınlarına aynı şekilde devam ettiler. Bu olayda onlar dahi artık ‘biz cumhurbaşkanının yanındayız’ dediler. Çünkü bu gidiş sonunda onları da vuracak bir gidiş.

Ben bugüne kadar düşünce özgürlüğünü sonuna kadar desteklemiş bir kişiyim. Ama düşünce özgürlüğü bir başkasının düşünce alanına adeta saldırma imkânını size vermez. Kendi özgürlük alanınız içerisinde bunu yapabilirsiniz. Hakaret asla özgürlük değildir, eleştiri eyvallah. Ben bunları her zaman savundum, bugün de savunuyorum.

Son sorum biraz kişisel bir soru olacak. Çok yakın bir arkadaşınızı kaybettiniz. Siz de birkaç dakikayla kurtuldunuz. Hayatınızın tehlikede olmasından korkuyor musunuz?

Bize düşen tedbirdir. Biz tedbirimizi alırız, gerisi takdirdir.

Peki nasıl hissediyorsunuz?

Bakın ben dün İstanbul’daydım, sizinle orada görüşecektik. Ama sonra buradaki toplantılar için İstanbul’dan ayrılmak durumundaydım. Ayrıldım geldim. Şimdi sizlerle burada toplantıyı yapıyoruz. Ankara’da Külliye’deyiz. Dün akşam ben Gürcistan başbakanını kabul ettim Onunla toplantım vardı. Bugün MGK toplantısını yaptım, ardından Bakanlar Kurulu toplantısını yaptım.

Çalışıyoruz. İşimiz var, gücümüz var. Ama ülkenin de huzurunun asla bozulmasına müsaade etmeyeceğiz. Hiç buralarda bir endişe söz konusu değil. Tüm arkadaşlarımla beraber yola devam ediyoruz. Kimse endişe etmesin.

Kaynak: Al Jazeera

YORUM YAZ
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X