Kılıçdaroğlu'ndan Referandum Teklifi

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesi konusunda ''Hodri meydan'' dedi ve referandum önerisinde bulundu. Kılıçdaroğlu, yüksek yargı düzenlemesi için ise "Bu Türkiye için tam felaket olur" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu'ndan Referandum Teklifi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.

Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesi konusuna değinen Kılıçdaroğlu, referandum çağrısında bulundu.

''3 milyon Suriyeli geldi. Niye alıyorsun hangi gerekçeyle alıyorsun vatandaşlığa?" diye soran Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"6 milyon işsiz var. 17 milyon fakirimiz var. Ben Suriyelilere karşı değilim arkadaşlar. Onlar da insan bizim misafirimiz. Onlara niye geldiniz demedik. Ölümden açlıktan kaçıyorlar. Kimse Türkiye'de pek kalmak istemiyor. Libya'ya Katar'a gideceğim demiyor Avrupa'ya Almanya'ya Fransa'ya gideceğim diyor. Orada insan hakları var diyor. Niye, hangi gerekçeyle veriyoruz vatandaşlığı? TOKİ konutlarını vereceğim diyorsun, kardeşim Suriye'de yanan yıkılan evler var onları yapalım. Avrupa Birliği'nden de yardım alalım. Savaşın bitmesi lazım Suriye'nin onarılması lazım. İlla diyorsan ki biz bunu yapacağız. Sen düne kadar hep milli irade diyordun değil mi? O zaman gel kardeşim bir referandum yapalım şu millete bir soralım, hodri meydan. Vatandaş Suriyeliye kızıyor. Bu yanlış arkadaşlar. Savaştan kaçmışlar. Suriyeliyi senin başına musallat eden hükümete kızacaksın kardeşim.''

"TÜRKİYE İÇİN TAM FELAKET OLUR"

Partisinin AYM'ye taşıdığı yüksek yargı düzenlemesini eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Siyasetin emrine giren bir yargı, adalet dağıtmaz. İktidar, aleyhine konuşacakları susturma silahına dönüşür. Yargıç sıradan insanlar gibi değildir. Topluma güven vermelidir. Siyasal partiler yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda duyarlı olmalıdır. Adaletin evrensel kuralları var. Yerel bir mahkemenin aldığı karar, yeri geldiğinde AİHM'e kadar gidiyor. Bizde yargı sorunu var mı, var. Bu sorunun çözülmesi için hangi yöntem uygulanmalı? Sorunun çözümünde önce anayasadan başlamak lazım. 

Parlamentoya bir yasa getirdiler. Yargıtay ve Danıştay üyeleri görevden alınacak. Bir alt hukuk normuyla bir üst hukuk normunu değiştiriyorsunuz veya işlemez hale getiriyorsunuz. Yani bir kanunla anayasanın hükümlerini işlemez hale getiriyorsunuz. Anayasanın bazı maddelerini askıya alıyorsunuz. Amaç ne? Neden Yargıtay ve danıştay üyeleri görevden alınıyor? Yerlerine başkaları atanacak. yargıyı yürütmenin emrine almak istiyorlar. Talimat alacak yargı. Yargıyı bu hale getirmek istiyorlar. Bu Türkiye için tam felaket olur. Apar topar çıkarıldı.

Biz yok hükmünde sayılması için AYM'ye başvurduk. AYM, iki üye hariç, 'Resmi Gazete'de yayınlanmadan buna bakmayacağız' dediler. Yasa henüz Cumhurbaşkanı'na gitmiş değil. Bu acele nedendi? Gelen bilgiler iç açıcı değil. Saray'dan hakimleri davet ediyorlar. Orada hakimlere soru soruyorlar, elde etmeye çalışıyorlar. Bir diktatör bozuntusunun tutsağı olursanız tarih sizi affetmez.

Bu iş çay toplama işine benzemiyor. Bu Türkiye'nin geleceğiyle ilgili bir sorun. Bu kadar köklü tarihi bir sorumluluğu var AYM üyelerinin. Elbette ki kararlarına saygı duyacağız. Kimse şunu unutmamalıdır, Türkiye'de demokrasiyi kolay kazanmadık, kolay kaybetmeyeceğiz. 

Hiçbir hukuk adamı hiçbir devlet adamı kanuna karşı hileye göz yumamaz. Yargının içinde sorunlar olabilir. Yargıcın saygınlığına uygun davranmayan yargıçlar da olabilir. Bu yargının kendi içinde çözmesi gereken bir durumdur. Çürümeye ve yozlaşmaya izin vermeyecek olan yargının kendisidir. Yargı kendi saygınlığını siyasetin bütün ayak oyunlarına rağmen korumalıdır." 

"BU İŞİN SORUMLUSU KİM?"

Yaşanan terör olayları üzerinden iktidara yüklenen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"7 Haziran'dan bu yana Kıbrıs çıkarmasından daha fazla şehidimiz oldu. Binin üzerinde sivil hayatını kaybetti. Bu işin sorumlusu kim, kim Türkiye'yi terör bataklığına sapladı. Hangi gerekçeyle çocuklarımız hayatlarını kaybediyorlar. 2002'de sıfır terörle devraldılar. Ne oldu da Türkiye birden bire bu hale geldi. Bu işin sorumlusu kim? Çıkıp da bu sorunun cevabını birilerinin vermesi gerekiyor. Dünyanın her yerinde bunun cevabı iktidardır. Terörü bırakın engellemeyi, azdırdılar. Bu soruyu Binali Bey'e tekrar soruyorum; bu işin sorumlusu kim Binali Bey? 

Şehirler silah deposuna döndürülürken iktidarda kim vardı. Kayığın yokken şimdi gemilerin var, heralde bu işin cevabını verirsin. Bu 'terör örgütlerine dokunmayın' talimatını veren kim? Sen bunun hesabını soracak mısın sormayacak mısın? Sorarsan söz sana bir daha 'düşük profilli başbakan' demeyeceğim. 200 ton bomba yerleştirilmiş, bunlar yerleştirilirken siz neredeydiniz?

PKK yetmezmiş gibi bir de IŞİD çıktı. 3 canlı bomba Atatürk Havalimanı'nda saldırı düzenledi, 45 kişi hayatını kaybetti. Ne yaptık? Teröre lanet olsun dedik, bir günlük yas ilan ettik. Yaralılar tedavi olmadan, şehitler toprağa verilmeden köprü  açılışı yaptılar. Bütün dünya yas tutuyor, bizimkiler davul zurnayla köprü açıyor. Bunu CHP yapsa ne olurdu? Neden kimse bir şey söylemiyor?

AKP sadece PKK'ya değil, IŞİD'e de yardım ve yataklık yaptı. AKP ile IŞİD arasında ideolojik akrabalık var. O nedenle üzerine gidemiyor. O nedenle kol kanat geriyor. Belgesi-bulgusu var, elde deliller var. IŞİD eğitim, lojistik destek ve transfer açısından Türkiye'yi seçmiştir. Türkiye IŞİD açısından cihada açılan kapı olarak tanımlanmıştır. Hangi gerekçeyle Suriye ve Irak'a silah gönderiyorsunuz? 

Bir IŞİD komutanı teçhizat ve tedarikimiz Türkiye üzerinden geldi diyor. IŞİD bir terör örgütü ama yıllık 500 milyon dolar petrol geliri var. IŞİD'ın Türkiye'den başka petrolünü satacak yeri yok. IŞİD'in lideri Bağdadi Şanlıurfa'da tedavi edildi, masraflarını Türkiye karşıladı. Türkiye IŞİD'inin yapılanmasını sağlayan Ebu Hanzala'nın evi basıldı, sonra serbest bırakıldı. Türkiye IŞİD'i hakkında hangi savcı iddianame hazırladı. Bizde Bakanlar Kurulu'nun IŞİD'i terör örgütü olarak gördüğüne yönelik bir karar yok.

Binali Bey sorduğum 11 soruya tek cevap vermiş: '2013'te DAEŞ ve PKK'ya karşı karar alınırken CHP neden hayır oyu kullandı.' Abinin yalan ustası olduğunu biliyorduk da senin için ayıp oluyor. 2013'teki kararı getirdim. Suriye'ye savaş açma kararı, biz de buna hayır demişiz. İçinde PKK ve DAEŞ yok. Bugün getirsen bugün de karşı çıkarız. Cevabı verirken bile utanıyorum. Sen koskoca başbakansın. Nasıl bu kadar ucuz yalan söylüyorsun? PKK ile ilgili karara evet demişiz. Şimdi ne  diyecek Binali Bey. PKK ile ilgili önergeye evet demişiz, Suriye ile savaşa hayır demişiz. Orada IŞİD ile ilgili tek kelime yok. Yalan üzerine inşa edilen siyaset doğru değildir."

Kılıçdaroğlu'nun İsrail ve Rusya ile varılan mutabakata yönelik eleştirileri de oldu: ''Rusya'dan özür dilediler, büyük tavizler vererek İsrail ile anlaştılar. İsrail hiçbir şey yapmadı. Telefonda özür dilediler. Neden yazılı bir metin istemedin? 3 şartımız var dedin. Tazminatı bile bir vakfınıza öderim diyor. CHP bu anlaşmayı imzalasaydı, cuma namazlarında namaz sonrası bütün camilerde mitingler olurdu. Samimi Müslüman kardeşlerime sesleniyorum: Bizim samimiyetimize inanın. Biz her koşulda Türkiye'nin çıkarlarını savunan bir partiyiz.''

"KATLİAM AVRUPA'NIN GÖBEĞİNDE GERÇEKLEŞTİ"

Kılıçdaroğlu, 21. yıldönümü olan Srebrenitsa katliamına değindi. 

"Srebrenitsa'da bir katliam gerçekleşti, üstelik Avrupa'nın göbeğinde. Binlerce insan, genç, kadın, çocuk, yaşlı öldürüldü ve bu vahşete bütün Avrupa tanık oldu" diyen Kılıçdaroğlu, "Bir soykırımın Avrupa'da yaşanması son derece büyük bir acı. Burada Bosna'ya sevgi ve saygılarımızı gönderiyoruz. Türkiye'de farklı görüşlerimiz olabilir ama bir yürek olarak yanınızdayız" ifadelerini kullandı.

Kaynak:NTV HABER

YORUM YAZ
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X