Türkiye AB’ye rest çekiyorsa NATO’ya da çekmeli

Türkiye ile AB arasında son dönemlerdeki gerilimi BasHaber’e değerlendiren Prof. Dr. Murat Erdoğan, Türkiye’nin AB’ye karşı öne sürdüğü mülteci kozunun sürdürülebilir bir koz olmadığı söyledi.

Türkiye AB’ye rest çekiyorsa NATO’ya da çekmeli

Türkiye ile AB arasında son dönemlerdeki gerilimi BasHaber’e değerlendiren Prof. Dr. Murat Erdoğan, Türkiye’nin AB’ye karşı öne sürdüğü mülteci kozunun sürdürülebilir bir koz olmadığı söyledi.

Haftalık yayınlanan ve Türkiye, Ortadoğu ve Kürdistan’dan haberlerin yayınlandığı BasHaber gazetesinin 106. sayısında Türkiye’nin AB kriterleriyle imtihanı başlıklı bir dosya yayınlandı. Dosya’da, 1959’dan bu yana konjonktürel olarak Türkiye ile AB arasında gelgitler yaşadığı ancak bu süreçte Ankara, Brüksel için stabil bir partner olamadığı değerlendirmesine yer veriliyor. AKP iktidarı ile AB ilişkilerinde 2000’li yılların ilk çeyreğinde en yakın ilişkilerin kurulduğu da belirtilen haberde, en umutlu sürecin başladığı zamanların artık geride kaldığı ve ballı yıllar son 5-6 senede baş aşağı inişe geçtiği tespitinde bulunuluyor.

Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle Türkiye’ye gelen binlerce mültecinin Türkiye’nin elinde bir koza dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Murat Erdoğan, BasHaber’e yaptığı değerlendirmede mülteci kozunun sürdürülebilir bir koz olmadığını ifade etti.

AB - Türkiye gerilimlerinin yeni olmadığını söyleyen Prof. Dr. Murat Erdoğan, son 4 - 5 yıldır AB’nin rotasından uzaklaştıkça Türkiye’nin demokrasi, basın hürriyeti, insan hakları alanında zaten daha farklı bir atmosferde olduğunun bilindiğini belirtti. Son 1 -  2 yılda Türkiye’de vahim olaylar yaşandığını ifade eden Erdoğan, “AB Türkiye’deki önceliklerini tamamıyla değiştirdi. Yani Türkiye’de AB ilişkilerinde bir eksen kayması yaşandı. Bu eksen kaymasının temelinde de mülteciler var. AB için mülteciler Türkiye konusunda şu an önemli konu oldu. İnsan hakları, demokrasi, basın hürriyetinin AB’nin o kadar da umurunda olduğunu düşünmüyorum. Bunu birçok tavırlarıyla da ortaya koyuyorlar” dedi.

“Mülteci kozu sürdürülebilir bir koz değil”

Avrupa Birliği’ne Avrupa Parlamentosu’nun kontrol ettiği gibi bir izlenim yaratıldığını ifade eden Prof. Dr. Murat Erdoğan, “Onun dışındaki bütün gruplar, kurumlar AB kurumları sanki Türkiye’de hiçbir şey yokmuş gibi her şey yolundaymış gibi davranıyorlar” dedi. Türkiye’yi yönetenlerin elinde mültecilerin bir koz olarak kullanıldığını ifade eden Erdoğan, “Ama bu koz çok sürdürülebilir bir koz değil. Bu saatten sonra da o kadar büyük rakamlarda insanların göçü beklenmiyor. Yani mültecilere Türkiye desteğini çekerse çok da bir şey olmaz. Önemli bir risk daha var Türkiye için yani Türkiye kapılarını falan açmaktan söz ediyor, eğer böyle bir şey olursa hem biz mülteci göndermeyiz hem de yenileri gelir Türkiye’ye. Bu Türkiye için de riskli bir politika. Avrupa Birliği’ne yönelik bizim politikamızın çok da Avrupa’yı böyle sallayacak bir halde olduğunu düşünmüyorum” dedi.

“AB’ye rest çekiyorsan NATO’ya da çekmelisin”

Türkiye’nin AB yerine koyabileceği bir alternatifi olmadığı tespitinde bulunan Prof. Dr. Murat Erdoğan, “Hani AB ile komşusunuz, AB’de 5 milyon insanınız var, ticaretinizin yarısını onlarla yapıyorsunuz, yani hukuk sistemini oraya bağlamışsınız. AB dediğiniz kurum Avrupa’daki kurumlardan bir tanesi. Yani hadi biriyle ilişkinizi kestiniz tamam sonra bunun yerine neyi koyacaksınız, nasıl koyacaksınız. AB’ye bu resti çekiyorsanız NATO’ya da çekmeniz lazım. NATO’da bizi yalnız bırakıyor. NATO’da yanlış işler yapıyor. NATO’nun en büyük askerleri gidiyor yakalarında PYD bayraklarıyla dolaşıyor. Bunlar nasıl olacak. Türkiye’nin ciddi anlamda bir B planı olduğuna inanmıyorum” dedi.

Türkiye’deki sistemin bir açmaza girdiğini ve bunun kaçınılmaz sonucu baskı ve kontrolü gerektirdiğini ifade eden Erdoğan, “Türkiye’de baskıların kısa vadede artacağını düşünüyorum. Ama orta vadede bunun sürdürülemeyeceğini düşünüyorum eninde sonunda bir kırılma yaşanacak. Kısa vadede baskıların artabileceğini bekliyorum bunun da ajandasında terör var. Terör hükümete meşruiyet kazandırıyor, baskının devam etmesi konusunda. Hep o silahı oynuyor biliyorsunuz hükümet. O enstrüman ortadan kalktıktan sonra ne yapacaksınız onun için o enstrümanı sürekli kılmaya çalışacaksınız. Böyle bir şey de çok riskli bir şey. Sıkıntılı bir durum var. Hükümet bakımından da onların yerine de kendinizi koyduğunuzda bu baskının sürdürülebilir imkanı olduğunu da düşünmüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

YORUM YAZ
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X